Duydum ki, sözlerim derinden yaralamış seni, üzülmüşsün, incinmişsin. Yeise kapılma, bugün güzel şeylerden bahsedeceğiz. Çay demledim, bugün demli çay içeceğiz. Kapat şu plak çaları, daha kaç kere dinleyeceksin “Kendim ettim kendim buldum, gül gibi sararıp soldum” şarkısını. Neşeli bir şeyler çal.Dedim ya, bugün güzel şeylerden bahsedeceğiz.Beş yılda başardıklarının bir kısmını anlatacağım sana, gerilme gevşe biraz.
Ben kadim bir şehirim, sabun köpüğü işleri pek sevmem, hep derinlik isterim. Bu yazacaklarımın değerini halkım muhtemelen anlamaz ama benim için ne kadar kıymetli bilemezsin. Bir kavram yaratmak ne kadar zordur, Herakleitos’tan beri, kavram yaratan biri gelmedi topraklarıma. Oysa sen, dünyada yaşamış, yaşayan ve yaşayacak hiç kimsenin aklına gelemeyecek kavramlar hediye ettin literatürümüze. Sana ne kadar teşekkür etsem azdır. “Görümce Başkan” şu kavramın azametine bakar mısın? Ne Herakleitos’un “logos”u, ne Nietsche’nin “güç istemi” kavramları, yanına bile yaklaşamaz bu derinliğin. Dünya insanları, henüz hazır değil bu çığır açacak buluşa, onlar daha görümcenin ne demek olduğunu bile bilmiyor. Dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır diyen Wittgenstein duysa bu kavramı, gelir önünde secdeye kapanır. Kısıtlı, güdük kelime hazinemle bu şah kavramı tanımlamaya çalışayım. Görümce Başkan: Liyakati, ehliyeti olmasa da, gerçek hak ve ehliyet sahiplerinin başkan olup sultanı devirme riskini bertaraf etmek için, başkan yapılan sadakat sahibi olan şahıs. Tüylerim diken diken oldu, bir çay daha içelim.
Yoktan var edilen bir kavram kadar değerli olmasa da; soyut bir kavramı, ete kemiğe büründürüp, elle dokunulabilecek hale getirip somutlaştırmak da çok değerlidir. Hele bir kavramın anlam genişlemesine vesile olmak… “Eş Başkan ” Bu herkesin bildiği kavrama, devrimsel bir bakış açısı getirebilmek, hiç de kolay bir iş değil. Normalde eş başkan, herkes olabilecekken, başkanın nikahlı eşinin, başkan olması durumu, ne kadar da ufuk açıcı değil mi? Tanımlamaya çalışırsak; Eş Başkan: Ortalarda hiç görünmeyen ama bütün kararları tek başına alan, aslında de facto olarak başkan olan, başkanın resmi eşi. Bu kavramsal şekil değiştirme, tekerleğin bulunması kadar çağ değiştiren bir icat desem, abartmış olmam sanırım.
Üçüncüsü, çok daha pragmatik bir şey. Misal, ateş gibi, ateşi insanlar bulmadı, ateş zaten vardı, sadece kullanmayı öğrendiler. Ben çok yaşlıyım ama hızın ne kadar önemli olduğunun idrakindeyim. Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar, saçma salak, gereksiz kurallar, kanunlar, yönetmelikler falan koymuş. Kağıt israfı, zaman israfı, manyak manyak işler. Neymiş, müdür olabilmek için, şu kadar sene okumak lazımmış, o kurumda bu kadar yıl memur olarak görev yapmak lazımmış, sınavmış, kılmış, tüymüş. Ne kadar fuzuli işler. Aslında müdür olmak için, okuma yazma bilmeye bile gerek yok. Sadece, dört işlemi ve parayı bilmek yeter. Misal, 10 milyonluk işin, komisyon bedeli %10 ise, bu rakamı yüze bölüp. on ile çarpmayı becerebiliyorsan, komisyon bedelini bulursun. Komisyon bedeli vergiden muaf zaten. Bu kadar basit yani. “De Facto Bro Müdür” Kaplumbağa misali, ağır aksak işleyen bu kokuşmuş sisteme, esaslı bir baş kaldırış.
Nasıl da, gözlerin güldü, nasıl da gururlandın. Sohbetlerimiz devam edecek.



Başarıların daim olsun seviliyorsun kardeşim ❤️