Çamlık’a orman tarafından giriş yaptığınızda karşınıza acube bir dere yatağı çıkar.
Tam karşınızda uzaklarda çamlarla kaplanmışbir dağın zirvesindendoğarak, aşağılara doğru gelip Aydın-İzmir karayolunda başlayan mahallenin girişinde sona erer.
Dere yatağının her iki tarafında boyu üç metreyi bulan sazlıklarla çakır dikenleri birbirine girmiş, adeta dere yatağının her iki yanına duvarörmüştür.
Bu bitki duvarının içinde bir aralık bulur da başınızı içeri doğru uzatırsanız, gördüğünüz manzara sizi hüsrana uğratır.
Koca koca içi boş su bidonları, irili ufaklı plastik parçalar, kola kutuları, eskimiş lime lime olmuş giysi parçaları ve daha neler neler…
Çok eski zamanlara doğru gidiyorum; Dedemin anlattığına göre dağların tepelerinde doğup, coşarak mahallenin sol yakası boyunca aşağılara doğru gürül gürül akan dereyi, gözlerimde canlandırıyorum; yemyeşil otları büyük bir iştahla yiyen kuzular, koyunlar, keçiler susuzluklarını gidermek için hararetle su içiyor. Çocuklar paçalarını dizlerine kadar sıvamış, derenin sığ kısımlarında zıp zıp zıplıyor, birbirlerine su sıçratıyorlar.
O günlerde yaşamak isterdim.
Global ısınmanın yarattığı kuraklık yüzünden kutuplarda buzullar eriyip bir saatte yüzlerce ton su oluşturuyor, Kutup ayıları ve orada yaşayan diğer canlılara alan kalmıyor.
Eriyen buzul suları, zaman içinde her yıl, ısının yükselmesiyle azalıyor. Dünya üzerindeki küçük göller tamamıyla kuruyor.
Yurdumuzda da aynı manzara…
Yüzlerce köyümüzün, mahallemizin derelerini yitirdik veya koca koca dereler derecik oldu.
Çamlık da bu küresel ısınmadan nasibini alarak deresinden mahrum kaldı.
Çamlıkta ki artık o coşkun deremiz yok ama en azından tek dileğim Selçuk Belediyesinin bu unutulmuş veya ihmal edilmiş dere yatağının içinin ve kenarlarındaki yabani yeşil duvarın temizlenmesi.
Mahallemize yakışan hale gelmesi. Elbette gereken bakım yapıldıktan sonra mahalleli olarak bize düşen görev bu temiz görünüşü devam ettirmek, gereken titizliği göstermek.


